
Sayın Valim,
24 Mart tarihli yazımda, Sarıçay üzerinde, Kafaca mahallesindeki verimli tarım arazilerinden birine, kum ocağı yapılması için Muğla Valiliği tarafından, Mart 2025 tarihinde “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” kararı verildiğini yazmıştım.
Oysa, 2023 yılında Kafacalı yurttaşımız Abdülkadir Çetin ve Uğur Esmer, o tarihte yine valilikçe verilen bir “ÇED gerekli değildir” kararına karşı İdare Mahkemesi’nde dava açmış ve yürütmenin durdurulması kararı almıştı. Valilik bunu, yine o tarihte Danıştay’a taşımış, Danıştay da 20 Aralık 2024 tarihinde, oybirliği ile, yani kesin olarak, “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptalini onaylamıştı.
Danıştay’ın bu kararına karşılık, Valiliğiniz, aynı tarlada açılacak olan kum ocağı ile ilgili olarak 7 Mart 2025 tarihinde yeniden “ÇED Gerekli Değildir” kararı vermişti.
ÇED KARARLARI NEDEN ÖNEMLİ?
Bugünlerde sosyal medyada çok dolaşan birkaç video, bu soruya verilecek en net yanıttır. Bu yıl, Muğla’mızda olduğu gibi ülkemizin hemen her yerinde bol yağışlar oldu; barajlar doldu ve taştı. Hemen tüm barajlar, tamamen dolduğu için fazla suları doğaya salmaya başladılar.
Bu video, Antalya-Konya duble yolunun nasıl sular altında kaldığını gösteriyor.. O bölge eskiden gölmüş. Ancak uzun yıllardır yaşanan kuraklıklar nedeniyle sular çekilmişmiş. Ve o bölgede, şimdi sular altında kalan karayolu yapılmış. Muhtemelen o yol yapılırken de ilgililer “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” kararı vermişlerdi. Bu, o kadar yaygınlaştı ki, ‘planlama’ dediğimiz şey, ‘şehir plancılığı’ dediğimiz şey ayaklar altında!.. Neredeyse bütün yatırımlar için Valiliklerin verdiği “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” kararları verilir oldu.
ÇED süreçleri, pek çok ilgili kurumun, örneğin DSİ, örneğin Tarım İl Müdürlükleri vb. vb. ilgili kurumların görüşleri alınarak, söz konusu işin yapılıp yapılmamasına karar verilen, bu bağlamda yerel halkın da görüşlerinin alındığı çok önemli bilimsel bir süreçtir. Eğer ‘gerekli değildir’ kararı, çeşitli nedenlerle verilir durursa, olacak olan da budur. On yıllarca yağmur yağmaz, ama bir yağar, sularla kaplanan o otoyolda sörf yapar hale gelirsiniz!
BİZDEN BİR ÖRNEK..
20 yıl kadar önce, Çamköy-Karacahisar kaynaklarından Bodrum’a su verilmeden önce, Hamzabey Deresi yaz-kış akardı. Gökçeler Köyü’ndeki Uyku Vadisi (Değirmen başı) da Hamzabey Çayı kenarındaydı ve işletmecisi Ahmet Demirkaya, değirmene su taşıyan kanaletlerdeki suyla, yaptığı küçük havuzlarda alabalık ve yılanbalığı yetiştiriyor ve işletmesindeki ziyaretçilere taze alabalık sunuyordu.
Sonra balık havuzlarını büyütmek ve işi geliştirmek istedi. Ziraat Bankası’na kredi almak için başvurdu. Banka, bu işin orada olup olamayacağına dair DSİ’den rapor getirmesini istedi. Ahmet Bey müracaat etti, Denizli DSİ’den uzman mühendisler geldi ve yeri gördükten sonra, olumsuz rapor verdiler. Banka da krediyi vermedi.. Ahmet Bey DSİ mühendislerine ‘neden olumsuz rapor veriyorsunuz’ diye sitem edince, mealen şunları söylediler:
“Siz beş senedir buradasınız, bilmiyorsunuz. Biz 50 yıldır bütün akarsularımızı takip ediyor, debilerini, rejimlerini kayda geçiriyoruz. Burda 15-20 sene dere yağmurlu zamanlarda bile böyle sakin akar. Ama bizim kayıtlarımızda var, 15-20 senede bir aşırı yağışlar olur, bu dere yatağına sığmaz, taşar ve büyük sel felaketlerine neden olur. O nedenle buraya havuzda balık yetiştiriciliği için olumlu rapor veremeyiz”.
Bu olaydan iki yıl sonra, büyük yağışların olduğu bir yıl, Hamzabey Çayı kabardı ve Uyku Vadisi’ndeki bütün var olan havuzları ve tesisleri yıktı geçti. Bütün balıklar da kaçtı!..
İşte ÇED süreçleri bu nedenle çok önemlidir.
Üstelik 2024 Martı’nda, bu kum ocağı için verilen Danıştay kararı varken, bu karar nasıl alınabilir Sayın Valim..
“SARIÇAY KUMU İNŞAATLARDA TAŞIYICI KOLONLARDA KULLANILAMAZ, SADECE SIVA KUMU OLABİLİR”
Sayın Valim,
Benim 24 Mart tarihli yazımı okuyan bir okurumuz, bana bir bilgi verdi.
Milas Vergi Dairesi’nin halen faaliyetini sürdürdüğü ve eski Osmanlı yapılarının çok güzel bir örneği olan tarihi bina, 1988 yılında, restore edilmiş. Binanın restorasyonu, Kültür Bakanlığı’na iş yapan Afyonlu bir müteahhit tarafından, Muğla Bayındırlık İl Müdürlüğü’nün denetiminde yapılmış. Bu binanın restorasyonunu yapan firmanın mühendisleri, inşaat faaliyetinde Sarıçay kumu kullanmamışlar ve Muğla’dan kum getirmişler. Bilgiyi veren ve yapının inşasında görev yapan okurum, mühendislerin Sarıçay kumunu kullanmama gerekçelerinin, Sarıçay kumundaki yoğun mika bileşenleri olduğunu, mikanın çimentoyla kaynaşmama özelliği nedeniyle yapıda kullanımına karşı çıktıklarını söyledi. Ayrıca Kemerköy-Yeniköy santrallerinde çalışan inşaat mühendislerinin de bunu bildiklerini ve kullanmadıklarını söyledi.
Oysa, 35 yıldır Milas’ta gazetecilik yapıyorum ve biliyorum, yaklaşık 50 yıldır Sarıçay üzerindeki kum ocaklarından çıkan kum, hem Milas’ta hem de Bodrum’da sitelerin ve evlerin inşaatında yaygın olarak kullanılmakta idi. Bu çok ilginç bir iddia idi.
Araştırdım. Bazıları eski kum ocağı işleticileri olan pek çok kişi, bunun doğru olduğunu söylediler. Bilenler, sorumlu oldukları inşaatlarda Sarıçay kumu yerine, çakıl taşlarından kırılarak elde edilen kumları kullanırlarmış..
Üstelik biz, bir deprem bölgesiyiz!..
Son olarak, kendisi de santrallerin yapımını üstlenen Enka ve Tokar’da çalışmış İnşaat Mühendisi olan Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’u aradım. Anlattım ve sordum: “Doğru mu?”
Fevzi Topuz, doğru olduğunu, Sarıçay kumunun yüksek düzeyde mika ihtiva ettiği için inşaatlarda özellikle taşıyıcı kolon ve kirişlerde kullanılmaması gerektiğini, ancak sıva için kullanılabileceğini söyleyerek, “ben de evimi yaparken Muğla’dan kum getirttim” dedi.
Sayın Valim, hem bu durumu araştırarak, gerekli bilgilendirmeleri yapmanızı ve Danıştay kararına karşın nasılsa verilmiş Mart 2025 tarihli “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” kararınızı iptal etmenizi rica ediyorum.
Saygılarımla..