“EĞER KÖMÜR TEMİN EDİLMEZSE BU KALP DURUR”

Geçen haftanın dikkat çeken bir haberi, Yatağan-Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinde örgütlü Tes-İş Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik’in, Yatağan’daki bir toplantıda sarfettiği sözler ve tutumla ilgili..
Fatih Erçelik demiş ki: “Eğer kömür temin edilmezse bu kalp durur.”
“Kalp”, anlaşıldığı kadarıyla santraller.
Bir başka anlama da gelebilir. Kömür temin edilmezse kalp durur, kalp durursa santraller kapanır, santraller kapanırsa işçiler işsiz kalır..
Tes-İş ve Maden İş’in, bırakın öncesini, özelleştirmeye karşı vermiş oldukları büyük mücadelelerinin hep yanında olmuş bir kalem olarak, kuşkusuz işçilerin işsiz kalma endişelerinin ne kadar büyük ve haklı bir kaygı olduğunu elbette çok iyi anlıyorum. (Enerji işçilerinin değil ama, madenlerdeki taşeronlaşmaya karşı yeterince dirençli olunmamasını ve yıllarca, kadrolu birkaç yüz sendikalı işçinin dışındaki sayıları binleri bulan ve taşeronlarda çalışan işçileri sendikalaştırmamalarına olan eleştirimi de not ediyorum).
Ama, santrallerin kapanması konusundaki tartışmalar noktasında, sorulacak sorular vardır.
Birincisi, özelleştirilmiş bu santraller kapanınca işçilerin işsiz kalma korkusunu gidermek için, ömrü biten santraller yerine yenileri mi yapılmalıdır, ya da santraller, işçiler ölene kadar çalışmalı mıdır?
Santraller özelleştirildiğinden, santraller kapanırsa, işçilerin iş güvenlikleri yok olur.
Santraller özelleştirilmeseydi, kamunun elinde kalsaydı, santraller kapansa dahi, işçilerin iş güvenlikleri olacaktı. Aynı, özelleştirme olduğunda pek çok TKİ ve EÜAŞ görevlisinin, işler özel şirkete geçtiğinden boşta kalınca, devlet tarafından çeşitli kamu kurumlarına dağıtılarak işsiz kalmalarının önlendiği gibi..
Bölgedeki üç santral de ekonomik ömürlerini tamamlamış santrallerdir. Fatih Erçelik’in de dediği gibi bölgede kömür de kalmamıştır. Uzun zamandır Soma’dan getirilen kömürle üretim yapıldığı biliniyor. Son kamulaştırılma yasasıyla yeni birçok köyümüz, verimli topraklar ve zeytinlikler altındaki kükürt oranı yüksek, kalitesiz kömürlerler için yokedilme riskiyle karşı karşıya. Fatih Erçelik de diyor ki, bunu yapmazsanız, ‘bu kalp duracak’..
O zaman sorarlar, “ne yani, işçiler işlerinden olacak diye, Muğla’nın en verimli en güzel doğası yok edilmek zorunda mıdır!?”
Fatih Erçelik salt işçiler açısından bakıyor olaya. Peki köylüler, toprakları ‘acele kamulaştırmayla’ yokedilmek istenen köylüler, o doğadan yararlanacak diğer insanlarımız?.. Onlar ne olacak, var mı bir önerileri?..
Yani, bu olayda çözüm siyasidir..
Nasıl özelleştirmeye karşı büyük mücadeleleri siyasi ise, işte öyle siyasidir..
Siyasidir çünkü, özelleştirmeye karşı çıkarlarken kamucu bir bakış açısına sahiplerdi. İş güvenliğinin ancak öylece güven altına alınacağını biliyorlardı. Ama iktidarın bakış açısı da siyasiydi ve onlar kamuculuğu değil liberalizmi savunuyorlar ve her şeyi ve santralleri de ‘babalar gibi’ satıyorlardı. İşçiler de karşı çıkıyordu..
Öyle değil mi?
Şimdi, işçilerin Muğla’da kömürden enerji elde etmenin devam etmesini, üstelik bu santraller ömürlerini de doldurmuşlarsa, savunmanın anlamı nedir?
İşlerini kaybetme korkusu..
Eğri oturup doğru konuşalım, Tes-İş’in işsiz kalacak işçileri ve sendikacıları, Türkiye’de sendikacılığın eşsiz mücadele tarihinde kazandıkları hakları da kaybetmek istemiyorlar elbette. Bunu ben de savunuyorum. Ama ülkenin geldiği hale bakın.. Sendikalaşma oranlarındaki büyük düşüşlere bakın.. İşçiler neden başka alternatifler üzerinde durmuyorlar? Mesela neden, verimli tarım arazilerini, zeytinleri yok edip, ‘kalbin’ çalışması için kömür çıkaralım diyorlar da, “santraller kamulaştırılsın” sloganını atmıyorlar, öne çıkarmıyorlar. (İşçiler bugünlerde özelleştirilmiş Soma termik santralinin devletleştirilmesini savunuyorlar).
Ayrıca Muğla’nın tek sorunu işçilerin işlerini kaybetme korkusu mudur?
Geçenlerde, Milas’taki kömür madenlerinde çalıştırılmak üzere 300 Afgan işçiye kimlik çıkarıldığı haberini verirken aradığım Tes-İş Şube Başkanı Fatih Erçelik, ‘bizde öyle bir şey yok abi, termiklere sendikasız taşeron işçi sokmayız. O işçiler madende çalışacakmış” demişti. Eğer size kömür temin eden işçilerin sendikal haklarına bigane kalırsanız, aynı şeyin bir süre sonra sizi tehdit etmeyeceğinin de hiçbir garantisi yoktur. Hatırlayın, santrellerin özelleştirilmesine karşı yürüttüğünüz mücadelede ne yazık ki başarılı olamadınız. Tek savunma noktanız “kazanılmış sendikal haklara sahip” bir sendikada örgütlü olmanız, kalifiye olmanız ve santrallerin Muğla halkının bunca tepkisine karşın hala çalışıyor halde olmasıdır ve patronlar şu anda size muhtaçtır.
Bu nedenle, termik santral işçilerine düşen görev, patronların borusunu öttürmek yerine, siyasi mücadele vererek, santraller kapandığında işçilerin işsiz kalmaması için kamuoyu oluşturmak ve yöneticilere siyasi baskı oluşturmaktır.
Çünkü, işçilerin en büyük müttefiki, gerçekte, patronlar değil, bu ülkenin en namuslu yurtseverleri, çevrecileri, bilim insanları, topraklarını kaybetme tehtidiyle karşı karşıya olan köylülerdir..

Not: Kömürü bir kere yakarsın, biter.. Ama o verimli tarım arazileri, zeytinlikler, yüzlerce yıl her sene yine ürün verirler..