“Yiyin Efendiler Yiyin!”

“Zeytinin başkenti Milas” diyoruz ama, zeytine karşı en büyük katliamın yapıldığı günlerde, Milas’taki zeytinle birinci dereceden ilgili ve sorumlu Oda ve kurumların bu katliamı görmezden gelmesi çok büyük bir sorun. (Üstelik bir de zeytin katliamı yapan YK Enerji’nin verdiği iftar yemeğine de katılmışlar). Bu konuyla ilgili bir yazı hazırlamıştım, son rötuşları bekliyordum ve 4 günlüğüne kent dışında olduğumdan, dönünce son şeklini verip yayınlarım diyordum. Döndüm ve watsap mesajlarımı tararken, Bodrum’dan sevgili Ayhan Karahan’ın gönderdiği aşağıdaki yazının linkini gördüm. Xbodrum’da Selda Öztürk yazmış. “Yiyin Efendiler Yiyin” başlıklı bu yazıyı, kendi yazımdan önce sizlerle paylaşmak istedim. Benim yazımı peşisıra yayınlayacağım.

“Yiyin Efendiler Yiyin!”

Selda ÖZTÜRK
https://xbodrum.com/makale/27585332/selda-ozturk/yiyin-efendiler-yiyin


Önce, Anadolu’nun o onurlu, direngen kadınlarına, toprağını tırnaklarıyla kazıyan, ağacını evladı gibi seven İkizköy’ün yiğit muhtarı Nejla Işık’a selam olsun.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Köylü milletin efendisidir” derken, köylünün Cumhuriyetin onuru, üreten gücü olduğunu vurguluyordu. Peki bugün geldiğimiz noktada köylü ne durumda? Kendi yurdunda parya, kendi toprağında işgalci muamelesi görüyor. Neden mi? Çünkü vahşi kapitalizm ve onun doymak bilmez maden şirketleri öyle istiyor!
Hafızamızı tazeleyelim. Haziran 2025’te Meclis’e sunulup Temmuz’da yangından mal kaçırır gibi geçirilen o meşhur torba yasanın 11. maddesiyle zeytinliklerin idam fermanı imzalandı. Yetmedi… 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan bir gece yarısı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Akbelen çevresindeki 7 köyde tam 679 parsel “acele” kamulaştırıldı. Şirket (YK Enerji) lütfedip açıklama yapıyor, “Köy yerleşim merkezlerini almıyoruz” diyor. Ne büyük lütuf! Köylünün tarlasını, merasını, ahırını, zeytinliğini elinden aldıktan sonra o insanlara kuru bir beton yığınından başka ne bırakıyorsunuz?
Şimdi de Limak ve İçtaş ortaklığındaki şirket, o ucube yasaya sığınarak “söküm öncesi hazırlığı” için zeytinliklere dalmış durumda.
O iftar masasında bir “Zeytin” eksikti!
Hal böyleyken, dün akşam önüme bir fotoğraf düştü. AK Parti Milas İlçe Başkanı Sayın Levent Akyer, sosyal medyasından büyük bir gururla paylaşmış. Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’nin (YK Enerji) iftar programındalar. Baş köşeye kurulmuşlar, yüzler gülüyor.
Siyasi parti temsilcilerinin o masada olmasını geçtim; siyasetin sermaye ile kurduğu bu “duygusal” bağa alıştırdılar bizi. Peki, o masada, o şirketin baş köşesinde Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar’ın ne işi var? Milas İlçe Tarım Müdürü Ali Parlu orada ne arıyor?
Beyler; sizin devletten aldığınız maaşın, taşıdığınız unvanın yegane amacı o tarım arazilerini, o zeytinlikleri korumak değil mi? Kepçeleriyle köylünün zeytinini kökünden sökmeye hazırlanan, tarımı bitiren bir şirketin sofrasında ne yiyorsunuz? Menüde ne vardı? İkizköylülerin ahı mı?
Tablonun en acı, en trajikomik detayı ise MİTSO (Milas Ticaret ve Sanayi Odası) Başkanı Sayın Reşit Özer’in de o masada olması.
Hani şu Avrupa Birliği’nden Milas zeytinyağına coğrafi işaret aldık diye ekran ekran gezen, haklı olarak gururlanan oda başkanı… Nejla Işık feryat ediyor, “Milas’ta kesilen zeytinler zeytindi de meclise kadar taşındı. Peki buradaki zeytinler zeytin değil mi? Sahip çıkmaya gelince niye kimse yok?” diye soruyor.
Gerçekten Sayın Özer, coğrafi işaretli zeytininizin köküne kibrit suyu dökenlerle aynı sofrada iftar açmak nasıl bir ironidir? O masada orucunuzu bir zeytin tanesiyle açtıysanız, o zeytin hiç mi boğazınıza dizilmedi? “Zeytinimize sahip çıkıyoruz” nutukları atarken iyi, ama zeytini katledenlerin sofrasında baş köşe daha mı cazip geldi?
“Cambaza Bak” demiştik ya!.. İşte tam o noktadayız…
Bütün bu yaşananlar, ikiyüzlü siyasetin ve çifte standardın fotoğrafıdır. Yakın zamanda ne olmuştu hatırlayın: CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey, kendi arazisindeki zeytin ağaçlarını kesti diye kıyamet koptu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, anında refleks gösterip adamın biletini kesti, istifasını aldı. Doğrusu da buydu.
O gün Kılbey üzerinden yeri göğü inleten, “Zeytinler katlediliyor!” diye sahte gözyaşları döken AKP’liler ve yandaşları, bugün binlerce zeytini sökme hazırlığı yapan, köylünün toprağını gasp eden şirketin iftar sofrasında afiyetle yemek yiyor.
Biz o gün bu gürültüye “Cambaza bak” demiştik. “Siz Ahmet Kılbey’in kestiği birkaç ağacı gösterip milleti oyalarken, arkada koca bir ormanı, koca bir zeytinliği yutacaklar” demiştik. Haklı çıktık mı? Hem de nasıl!
Beyler; iftarınız, tuttuğunuz oruçlar Allah ile sizin aranızdadır, kimse karışamaz. Ama oturduğunuz o sofra, kamu vicdanında çoktan mahkum olmuştur.
Bizler; Cumhuriyetin değerlerine inanan, doğasını, suyunu, toprağını ve onurunu savunan yurttaşlar olarak bu çirkin oyunu yutmayacağız. Nejla Işık’ın ve İkizköy kadınlarının haklı mücadelesinde, hukukun ve vicdanın gösterdiği yolda, o zeytin ağaçlarının kökleri kadar sağlam durmaya devam edeceğiz.
Allah kabul etsin diyelim… Tabii, kul hakkı ve doğa katliamı mönüye dahil değilse!”