
Milas Süt Birliği’nin kongresi 4 Şubat Çarşamba günü, Milas Organize Sanayi Bölgesi’nde Süt Birliği’nin yeni yapılan flake yem tesislerindeki muhteşem fabrika binasında yapıldı.
Süt Birliği’nin kuşkusuz pek çok Milaslı biliyordur, en azından şarkütelerinden çiğ süt, peynir, yoğurt, tereyağ, Birlik hayvanlarının eti, kıymasından alışveriş yapmışlardır. Ancak Süt Birliği’nin ilginç bir tarihi vardır.
Şimdiki Milas Süt Birliği, 2007 yılında resmen kurulmuştur. Hüseyin Çırak’ın ilk başkanı olduğu Süt Birliği, daha sonra Ali İhsan Gezgin başkanlığında bugünlere geldi. Çarşamba günkü kongrede Ali İhsan Gezgin yeniden başkanlığa seçildi.
2007 yılından sonra daha düzenli olarak süt toplamaya başlayan birlik, giderek süt aldığı üye sayısını artırmıştır ve hala pek çok üretici üye olmaya çalışmaktadır.
Ali İhsan Gezgin, aynı zamanda Türkiye Süt Üreticileri Birliği’nin de Başkan Yardımcısı durumunda. Türkiye’deki en büyük Süt Üretici Birliklerinden biri.
Ali İhsan Gezgin başkanlığındaki Milas Süt Birliği, çok farklı ve önemli adımlar attı. Mesela, tüm üyelerine yaşam sigortası yaptırdı. Sürekli yatırımlar yaparak, sağlıklı süt için, alım yaptığı kırsal yerleşimlerde soğuk hava depoları zinciri yaptı, kendi süt tahlil laboratuvarını kurdu. Şimdiye kadar iki şarküteri açtı. Şimdi de, Organize Sanayi Bölgesi’nden aldıkları 14 dönüm arazi üzerine, kendi üreticilerinin yemini daha ucuza temin edebilmesi için flake yem fabrikası tesisini inşa etti. Makinalarını Muğla Büyükşehir Belediyesi destek olarak aldı. Çok yakında üretime başlayacaklar. Ve bu son kongrede Büyükşehir Belediye Başkan Ahmet Aras, yine Organize Sanayi Bölgesi’nde Süt Birliği’nin kendi sütünden üreteceği, ayran, yoğurt, peynir ve yine kendi üreticisinin hayvanlarından elde edeceği et ürünlerini markalaştırıp satmaya başlayacak ve son kongrede Başkan Aras, bu tesislerin makinalarını da almayı taahhüt etti.
Milas Süt Birliği, gerçekten çok büyük bir başarı. Milas köylüsünün hayvancılık ve sütçülük konusunda büyük bir potansiyeli örgütlemeyi başardı.
PEKİ, SÜT BİRLİĞİ OLAYININ ÖĞRETTİKLERİ NE?
Türkiye’nin en başarılı Süt Üreticileri Birlikleri içinde yer almayı başaran Süt Birliği hikayesi 2007 yılında mı başlıyor?
Hayır.. Ve Milas için, Süt Birliği deneyiminden çıkarılması gereken en önemli ders de, 2007 öncesinde başlıyor. Yeni kuşaklar ve pek çok kişi bilmez.
Milas Süt Birliği, ilk kez, 1992 yılında, o zamanki Milas Kaymakamı Hayati Soylu’nun girişimi ile kuruldu. Hayati Soylu kaymakam, çok uzun görüşlü ve bu kadar varsıllık içerisinde pek çok şeyin yoksulluğunu yaşayan Milas’ın kaderini değiştirecek pek çok projeye sahipti.
Örneğin, Yeniköy Termik Santrali’nin ünitelerinin soğutulmaları sürecinde kullanılan ve yüksek ısılara ulaşan sıcak sularını, çevre köylerinde yapılacak örtü altı (sera) işletmelerinde kullanarak, köylülerin yılda 3, hatta 4 kere hasat yapabilecekleri bir sistem planlıyordu. O zamanlar Milas-Bodrum Havalimanı inşaatı başlamış devam ediyordu ve bir süre sonra uçuşlar başlayacaktı. Kaymakam Soylu, “Bodrum gibi bir Pazar ve üreteceğimiz kesme çiçek, küçük domates vb. gibi bitkileri 3-4 saat sonra Avrupa pazarına ulaştırabilecek bir havaalanına sahipken, bundan yararlanmamak düşünülemez” diyordu.
Aynı şekilde, bölgede dağınık olarak varolan hayvancılık ve süt satışlarıyla ilgili olarak da bir “Süt Birliği” kurmak gerektiğini düşünüyordu. Dağınık bir kısım süt üreticisini ve muhtarları bir otobüse toplayarak, Tekirdağ’ın Malkara ilçesindeki Süt Birliği tesislerine bir gezi düzenledi. Süt Birliği’nin çalışma tarzını ve işletmelerini gezen üreticileri, Tarım İlçe Müdürlüğü bünyesindeki Köylere Hizmet Götürme Birliği çatısı altında toplayarak, toplanılan sütleri tüccara ihalelerle sattırmaya başladı. Süt firmaları, birlik henüz güçlü konumda olmadığı için pek çok zorluklar çekiyorlar, süt fiyatlarının yeterince artmasını, ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayamıyorlardı. Çünkü alıcı firmalar, ihale öncesi aralarında anlaşarak, süt fiyatlarının yükselmesini engelliyorlar, bir tür ‘kartel’ faaliyeti yürütüyorlardı. Sayın Soylu, Hizmet Götürme Birliği çatısı altındaki üreticileri, alıcı firmalar istenen süt fiyatını verene kadar sütlerini satmak yerine Sarıçay’a dökmeye yönlendirdi. Yukarıdaki fotoğraf, köylüler sütlerini Sarıçay’a dökerken çekilmiştir. (Fotoğraf ÖNDER gazetesinin arşivindedir.) Bunun üzerine firmalar süt fiyatlarını köylülerin kar edeceği düzeye çıkarmak zorunda kalmışlardır. Bu durum, birliğe katılanların da sayısını artırmıştır. Kaymakam Soylu, Koru Köyü yolunun sağ tarafındaki eski mera alanındaki binaları da Köylere Hizmet Götürme Birliği olarak, köylülerin süt paralarından kesilen küçük rakamların düzgün şekilde toplanması ile ve üreticinin parasıyla yapmıştı. Burayı yaparkenki düşüncesi de, arsanın arka tarafına yapılan ve mandra binası olarak kullanılacak tesislerde kendi sütlerinden ayran, yoğurt, peynir vb. gibi şarküteri malzemelerini üreterek, arsanın ön tarafındaki kurulacak benzin istasyonu yanında, diğer yerel ürünlerimiz olan zeytin, zeytinyağı, bal vb. gibi ürünlerle birlikte satılacağı bir yerel ürünler satışı yapılacak satış reyonları, çay bahçesi ve lokanta yaparak, Bodrum Yarımadası’ndaki yazlıklarına giden yüzbinlerce yerli turistin, Bodrum’a giderkenki şarküteri ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir tesis yapmaktı.
Ancak bu binalar bittikten bir süre sonra Samsun Bafra ilçesine tayini çıktı.
Sayın Soylu’dan sonraki Ayhan Boyacı ve Hulusi Doğan kaymakamlar sırasında Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesindeki Süt Birliği, 2007 yılına kadar sıkıntılı bir süreç yaşadı ve 2007 yılında süt üreticileri, Köylere Hizmet Götürme Birliği’nden ayrılarak şimdiki kendi Milas Süt Birliği’ni kurdular. Sonrasını yukarıda özetledik.
Alınacak ders ise şudur:
Bu türden kimi işleri, öncelikle ‘başlatabilmek’ gerekir. Ve bu konularda genellikle kamunun yönlendirmesine, desteğine ihtiyaç vardır. Eğer Sayın Soylu’nun bu öncü rolü olmasaydı, şimdiki süt birliğimizi hayal bile edemezdik.
Bu “dersi” şu açıdan çok önemsiyorum. Hep söylediğimiz gibi Milas, Türkiye’nin en büyük turizm destinasyon alanı Bodrum’un hemen kıyısında. Milyonlarca turist geliyor ve Milas ülkemizin en fazla antik kentine ev sahipliği yapıyor ve kendisi de bir antik kent üzerine inşa edilmiş. Eşsiz bir sosyal bileşimi var. Gümüşkesen Anıtı, Uzunyuva (şimdiki Hekatomnos mezar anıtı), Baltalıkapı, Su Kemerleri, Euromos, Labranda, Herakleia, İasos, Keramos gibi her an gezilebilecek tarihi eserlere ve Osmanlı dönemine ait müthiş konaklara, eski binalara, eşsiz bacalar, pencere ve kapılarla bezeli tarihi binalara sahip. Ancak turizmden alması beklenen pay konusunda, tersine gittikçe fakirleştik. Geçmişte otobüslerle turlar gelirken, şimdi o da yok. Varolan eski tarihi ve kültürel yapılarımız da bir bir yok oluyor. Oysa geçmiş yıllarda, bu tarihi evlerin ve sokakların korunması, restore edilmesi, turistlerin birkaç gün kalabileceği pansiyonculuk ve butik otel anlayışıyla Bodrum’a gelen turistin bir bölümünü Milas’a çekebilmek için, bunların raporlarını bile yayınlamıştık. “Kamu”nun öncülük etmesi gerekiyordu. Belediye eliyle olabilirdi.. Kaymakamlık Turizm Müdürlüğü birimi eliyle olabilirdi, Ticaret Odası eliyle olabilirdi.. Ancak Belediye’nin Hacı Ali Ağa Konağı ve Çöllüoğlu Han’ın restore edilmesi dışında, gözle görülür ve bütünlüklü bir çaba olmadı. Onlar da bir turizm değeri yaratabilme noktasında başarısız kaldı.
Oysa bu konu, Bodrumlu turizmciler, tur operatörleri, Türsab vb.’leriyle yapılabilecek kurumsal işbirlikleriyle Milas’taki bazı eski binalarımızın restorasyonlarıyla birlikte başlatılabilir, özel kesimin de yapabilmesi için “özendirici” öncülükler yapılabilirdi.
Aslında Arıcılığımız ve ürünleriyle, Zeytinyağımızın da hala tam anlamıyla ticari olabilecek markalaşmasını tamamlayamamış olması, bu düzlemde ele alınabilecek konulardır.
Süt Birliği, Kaymakam Hayati Soylu’nun yaklaşımıyla, “kamu”nun öncülüğü ve desteğiyle başlatılan bir sürecin son halkasıdır. 2007’de Süt Birliği’nin ilk başkanı olan Hüseyin Çırak da zaten konuşmasında buna kısaca değindi. Şimdi yine Başkan seçilen Ali İhsan Gezgin de, geçtiğimiz yıl Flake Yem tesis binasının temel atma töreninde, Sayın Soylu’nun bu çabalarını hatırlatarak yadetmişti..