ÖZELLEŞTİRİLEN SANTRAL İÇİN YAPILAN KAMULAŞTIRMA!..

Biliniyor, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri Nisan 2014’te özelleştirildi ve ‘ihaleyi kazanan’ IC İçtaş Enerji-Limak Enerji ortaklığı YK Enerji A.Ş.’ye Aralık 2014’de devredildi.
Bu devir sırasında, santrallerin kullandığı kömürlerin çıkarıldığı sahalar ve TKİ Yeniköy İşletmelerinin bütün kepçeleri, araç-gereçleri vb. de ‘hediye’ olarak verildi.
Özelleştirme öncesi Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri, ayrı birer kamu şirketi olarak üretim yapıyorlardı. TKİ Yeniköy İşletmesi ise başka bir kamu şirketiydi ve çıkardığı kömürü Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerine satıyor, onlar da bu kömürleri santralde yakarak enerji elde ediyorlardı.
Hem Yeniköy termik santrali hem de TKİ Yeniköy İşletmeleri, uzun yıllardır Muğla Vergi Dairesi’nin kayıtlarına göre hep vergi rekortmenleri içinde ilk iki-üç sıra içinde yer alıyordu.
Bu santraller, TKİ sahaları ve araçlarıyla birlikte özelleştirilmeden kısa bir süre önce hemen bütün binaların kapı-pencereleri dahil değiştirildi, bakımları yapıldı. Alacak olanlara yeni masraflar çıkmasın istenmişti herhalde!..
Bir soru şudur:
Bu kârlı işletmeler niçin özelleştirildi?.. Öyle ya, hep vergi rekortmeni olan şirketler zarar etmiyordu ki!. Diyelim ki, liberalist bir yaklaşımla, devlet bu işlerle uğraşmak istemiyordu, o nedenle sattı!
Sonra bu firma kömürleri tüketti. Bir süredir Soma’dan getirdiği kömürle üretim yapıyordu. Hatta eski kömür yataklarını yeniden açtılar, eskiden daha düşük kalorili olduğu için kullanılmayan kömürleri de çıkardılar. O da bitti.. Akbelen’e saldırdılar, o güzelim ormanı da yokettiler. Şimdi İkizköy, Karacahisar, Çamköy’e saldırıyorlar.. Sırada Söğütçük, Alaçam, Balcılar vb. pek çok köy var..
Şimdi ikinci büyük soru şudur:
Santralleri ve kömür sahalarını özelleştirme ile satan devlet, şimdi neden İkizköy, Karacahisar ve Çamköy’deki zeytinlikleri ve verimli tarım arazileri için “acele kamulaştırma” kararı çıkartıyor? Hani devlet artık enerji üretimiyle ilgili olmak istemediği için buraları özelleştirmişti. Bıraksın artık, satın alanlar ne isterlerse yapsınlar.
Hayır, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle “acele kamulaştırma” kararı çıkardılar.
Bu devlet, 5’li çete söz konusu olunca onların isteği önünde eğiliyor. Eğer ‘özelleştirme’ kararı bir ilke kararıysa, neden ilkelerini çiğniyor? Neden hemen yardımına koşup, binlerce dönüm zeytinliği, verimli tarım arazilerini bu şirketler için sözde kamulaştırıyor?
Neden bu topraklar üzerinde yaşayan insanların ne yapacağını hiç düşünmüyor?..
Kamulaştırma bedellerini devlet değil, YK Enerji ödeyeceğine göre, devlet ‘başkaları’ adına neden Cumhurbaşkanlığı kararı çıkartıyor?
SONUÇ
Biliniyor, bu ikinci “acele kamulaştırma” kararı. Birincisi, 2024 yerel seçimlerinin hemen öncesinde, AKP’nin büyükşehir belediye başkan Adayı Aydın Ayaydın’ın Cumhurbaşkanlığı nezdinde yaptığı girişimler sonucu, seçim yatırımı olarak, iptal edilmişti!..
Seçimleri kaybettiler, şimdi yeniden “acele kamulaştırma” kararı..
Bütün bunların çok temel bir “siyasi karar”ın sonuçları olduğu ortada değil mi?..
Bu iktidar, halkın değil, bir avuç sermayedarın iktidarıdır.
Ama öyle diye, bu halk mücadeleden vazgeçmeyecektir..
Esra Işık, pek çok yurtsever gazeteci, politikacı, işçi gibi haksız bir şekilde tutsak edildi. Mücadele edenlerin kaçınılmaz sonudur bu.. Ama bir bakın tarihe, ve hatta yaşadığımız günlere.. ‘Tutsak alarak’ gerçekler değiştirilebilir mi?
Bu tür durumlarda söylenmiş ve söylenecek olan son söz, Fidel’in tarihi savunmasındakidir;
“La historia me absolvera!”
“Tarih beni beraat ettirecektir!”