Milas, şu zeytin yasası çıktıktan sonra çok kötü bir sınav verdi. İkizköy ve çevresi köylerdeki köylüler dışında, Milas’ın zeytinle bire bir hayati bağları olan kurumlar, açıkça sınıfta kaldı.
Bunların hepsi de seçimle işbaşına gelen kişilerce yönetilirler. Önümüzdeki kurum yönetim seçimleri, bu anlamda çok önemli sonuçlara gebedir.
Elbette bunların en başında Milas Ziraat Odası gelmektedir. Milastaki 15 bin çiftçinin kayıtlı olduğu Milas Ziraat Odası Yönetimi, hepsi de kendi üyesi olan çiftçiler yerine, onların verimli tarım arazilerini ve zeytinliklerini ‘acele kamulaştırma’ kararıyla ele geçirmeye ve kömür çıkarmak için yok etmeye çalışan YK Enerji’nin yanında yer aldı. Yasa tartışmalarının başladığı ilk günden itibaren bir gün bile kendi üyesi köylülerin yanında yer almadı, tek bir söz bile söylemedi.
En son Nevzat Çağlar Tüfekçi, Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar’la bir söyleşi yapmış. Akar, aynı şeyleri orada da söylemiş. Termik Santralin kapanmaması gerektiğini, orada çalışan işçiler ve ailelerini de düşünmek gerektiğini söylemiş. İyi de son kararnameyle 6 köyün önemli bir kısmını kamulaştıran YK Enerji nedeniyle topraksız ve zeytinsiz kalacak, üstelik kendi üyesi binlerce köylü için ise tek bir söz bile söylememiş. Böyle bir akıl dışılık nasıl olabilir?! Kendi üyesi çiftçilerin mağduriyetini ağzına bile almayan Kahraman Akar, Termik Santral işçilerini “düşünüyor” olabilir mi?!.
Kesinlikle inandırıcı değil. O, sadece YK Enerji ile iyi geçinmek istiyor.. Neden? Çünkü YK Enerji 450 köylüyü İzmir’e tarım fuarına götürüp getirmiş! (Belki başka katkıları da vardır..) Bu ne saçmalıktır!..
O sadece YK Enerji’nin ‘destekleri’ için, köylüsüne ihanet ediyor. Ve YK Enerji’nin verdiği iftar yemeğine de koşa koşa gidiyor!..
Ama sınıfta kalan tek Ziraat Odası değil. Milas Ticaret ve Sanayi Odası da, bütün bu süre boyunca köylülerin mücadelesine tek bir destek vermedi. Vermediği gibi, YK Enerji’nin verdiği iftarda boy göstermekten de geri durmadı. Ki, o MİTSO’nun son yıllarda en gururlandığı şey, Milas memecik zeytinyağına Avrupa Coğrafi İşareti’ni kazandıran Türkiye’deki tek ilçenin Odası olmasıydı. MİTSO kaynaklı haberlerin çoğu, Milas zeytinyağı üzerinedir. Ama o, zeytini üreten köylülerin yanında yer almamıştır. Yüzbinlerce zeytin ağacının sökülerek taşınması tartışmalarında hiç taraf olmamıştır. “Ben sadece zeytincilerin değil, madencilerin de odasıyım” savunusu ise asla kabul edilemez.
Suya sabuna dokunmayana sadece “pis” derler.
Milas’ın en temel sorunu olan hava kirliliği, doğasının yokedilmesi, yüzbinlerce zeytin ağacının kömür için yokedilmesi, bölgedeki yeraltı sularının yokedilmesi, asla ‘tarafsız’ kalınacak bir konu değildir.
Ve MİTSO da YK Enerji’nin iftar sofrasında yer almıştır.
TARİŞ Zeytinyağ Kooperatifi de maalesef, zeytin katliamı konusunda sessiz kalarak, kötü bir sınav vermiştir.
Peki, basınımız iyi bir sınav verdi mi? Daha önce de birkaç kez değindim, ama hayır! YK Enerji ‘basın için’ de bir iftar yemeği düzenlemiş ve buraya sadece kendileriyle ‘uyum gösteren’, karşı çıkmayan gazetecileri davet etmiş ve bunun da gizli kalması için baya bir gayret göstermişler! Ve ‘seçilen’ ‘gazeteciler’ de bu iftar yemeğine katılmışlar.
İlginç olan, bu gazeteci iftarının hiçbir fotoğrafı ve haberi de ‘basınımızda’ yer almamış!
Akbelen köylülerinin mücadelesi, Muğla’nın zeytin, toprak, su, temiz hava konusundaki mücadelesinin çok önemli bir yanıdır. Ama tek onlar mücadele etmiyor. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz da bu mücadelenin destekçisi ve sürdürücüleri. Köylüler yenilse bile bu mücadele bitmez, bitmeyecek.
Herkes de bunu bir kenara not etsin!..